5 Eylül 2010 Pazar

Çin'de Bir Fransız-2

Genç kadın ne oldugundan habersizce loş ışıktaki yatağında oturmaktadır.Kocasının evde kimse olmadığını haber vermesini bekler sessizce.Bu arada kocasının yere uzanmış kanlar içinde yattığından haberi yoktur.Çocuklarının odasına giderek onları uyandırmak ister.Fakat;çocuklar zaten seslerden dolayı uyanmışlardır.Annelerine sarılarak beklemeye koyulurlar.Ta ki;merdivenlerde 2-3 ayak sesi duyulana kadar.Kadın neler oldugunu anlamıştır.Artık;evde sadece aile yoktur,evde yabancılar da vardır.Çocuklarını,ani bir telaşla gardolaplarının içine sokar daha sonra kapıyı kitler ve bekleyiş başlar.Dışardan ağlamaklı gibi gözükmesede içinde fırtınalar kopmaktadır,kocasına kesinlikle kötü bir şey oldugunu düşünür.Gardolabın ufacık aralarından annelerine bakan çocuklar telaşlı olsalarda annelerinin istemeyerek de olsa yarattığı tebessümle birazcık olsada rahatlarlar.Sesler kesilmiştir diye düşünürken kapıdan geçen ve kapıda ufak delikler oluşturan mermiler kadının yaralanmasına neden olur.İçeri üstünde yağmurluk olan Chinatown'da takılan tiplere benzeyen üç Çinli adam girer.Kadın,yerde boş gözlerle gelen adamlara bakarken gardolabın içinden sesler duyarlar.Ve,adamlardan biri hiç düşünmeyerek gardolabın içine şarjörü boşaltır.Ve geriyle boş bir ev,katliam olmuş bir aile kalır.
Olay mahalline gelen adli tıp rutin işlerini yaparken,Polis şefi Jack Anderson yine görev başında ailenin yakınlarına ait bilgilere ulaşmaya çalışır.Tablo ortadadır aslında;bir aile eve gelen 3-4 adam ve katliam.Dışardan yeterince basit gözüksede işin arkasında birinin oldugunu anlamak hiç de kolay değildir.Şef,kadının Fransa'da yaşayan babasına ulaşır.Federic, Fransa'da yaşayan geliri yüksek, eğlence yeri sahibi bir adamdır.Aslında;bu mesleği onun hayatla olan perdesidir.Baba acele bir şekilde Çin'e gelir.Nanki'ne hava yoluyla gelen baba,mankuoya kara yoluyla geçerek kızının yanına ulaşır.Doktorların tüm cabasına rağmen;hayatı boyunca felç kalacak kızını hastanede ziyaret eden baba intikam ateşiyle tutuşur.Kızının hasta yatağında savunmasız,yalnız,başkalarına ihtiyacı olan kızını görmesi babaya ant içtirir:
-Dinle,hayattaki tek dayanağım Linda, hiç merak etme intikamını alacağım.
Hastaneden çıkan baba en yakın taksi durağına gider.Ve burdan taksiyle en meşhur otellerden birine geçer.Resepsiyondaki kaydı tamamlandıktan asansöre biner ve odasına doğru yol alır.
Bu arada 4 kişilik ekip operasyon için hazırdır.Ekip,temiz çalışan bir o kadarda pahalı bir ücrete sahip 4 kiralık katilden oluşur.Hepsi ayrı ayrı eğitimler almış ve yetişmişlerdir.Şimdi ise paraya para demeden insan canı alarak günahlarla bezenmiş şekilde para kazanan kişilerdir.Hedefin otelde hangi odada bulundugu öğrenmek için kız arkadaşını takip ederler.O anda telsizden bir ses gelir:
-Oda 478
-Anlaşıldı.
Odaya doğru yola çıkan ekip kapının mandalını büyük bir titizlikle uğraştıktan sonra içerde hedefi etkisiz hale getirdikten sonra odadan çıkarlar.Tam bu sırada;Federic odasına doğru giderken odadan çıkan eli silahlı 4 kişiyi mavi gözleriyle kestirir.Giydiği uzun paltoyla karşısındakilere karanlık ve sert bir hava verdiğinden adı kadar emindir.Onu gören ekip hiç konuşmadan iki dakika boynunca gözünün içine bakarak durur daha sonrada ordan yavaşça uzaklaşırlar.Federic odasının kapısını anahtarıyla açarken bir yandan aklına oluşan soru işaretlerini cevaplayacağını kendi kendine söz vererek tembihler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder